BLOG

Sahiden Aşk Neydi ?

Sahiden Aşk Neydi ?

Geçen gün internette araştırma yaparken genç kızlarımız tarafından bilgi paylaşımı yapılan  bir forum gözüme çarptı. Bir kızımız ”Aşk nedir?” diye sormuş.

Cevap olarak foruma katılanlardan birisi “Bir keresinde aşık olmuştum ama hiç faydasını göremedim, açıkçası bilmiyorum” demiş.

Bir diğeri “Kendini heba etmektir  ya da televizyonlarda vahşet haberinin faili olmaktır” diye yazmış.

Başka bir kızımız da “Aşk bir bakıyorsun pembe bulutlarda dolaşmak, bir bakıyorsun yerin dibine girmek gibi” demiş ve sormuş “Sahi Aşk ne?”

 

“Aşk,  insan olmanın sırrıdır.”

Mevlana’nın Mesnevi’de dediği gibi topraktan yaratılan bedenin göklere çıkışı, yücelmesidir. Hakiki aşk Allah’ı sevmektir. Bir insanın karşı cinse duyduğu aşk ise  ilahi aşkın bir yansımasıdır.

Gerçek aşkın derinliğini kavramak, herseyden önce kendimizi bilmek ve tanımaktan geçer. Aşk öyle bir enerjidir ki bize bizden  yakın olanı gösterir. O noktada insan kendi çıkarından, kendi isteklerinden vazgeçer, sevgilinin ta kendisi olur.

Sevgi ise daha farklıdır ; çekim, şehvet, istek, arzu sözcükleriyle ifade edilebilir. Sevgiyi evde beslediğimiz kedimize, çocuğumuza , arkadaşımıza duyabiliriz.

Gerçek aşkın muatabı ise tektir; Allah…

 

Aşkın kavram karmaşası

Günümüzde aşkın bambaşka anlamlara büründüğünü görüyoruz.

Aşk günlük dilde yoğun sevgi olarak kullanılıyor. Hatta bazıları çocuklarına yada  evde besledikleri hayvanlarına bile “aşkım” diyerek hitap ediyor.

Modern çağda aşk, hazzın nesnesi olarak sunulan bedensel tutkuların adı olmuş durumda.

Çağımız insanı aşkı, bir tüketim nesnesi olarak kullanmaya başladı ve  metalaştırdı. Tüketim kültürünün özel mülk edinme hırsı ve bencilliği doğrultusunda yeniden yapılandırılan aşk kavramı   ”Her alışveriş bir aşk” sloganı ile reklamlarda bile kullanıldı.

Teknolojinin gelişimi ve internetin yaygınlaşması sonucu aşk yepyeni bir anlam kazandı. Dijitalleşti. Sosyal medyada aşk, farklı değer yargıları ile ölçülüyor artık. Örneğin, çiftler birbirlerine olan güvenlerini whatsapp “last seen” (son görülme) üzerinden değerlendiriyor. Sadakat ise, sosyal medyada karşı cinsle ne kadar iletişime girdiğinizle ölçülüyor. Aşıklar artık Ferhat gibi dağları delmiyor. Aşkı kanıtlamak için buna hiç gerek yok. Facebook’ta ilişkisi var yazmak yeterli.

 

Aşkından Öldürmek Olur Mu?

Aşk, günümüzde kavramsal yüceliğine hiç de yakışmayan bir kelime ile yan yana kullanılıyor: “Cinayet”.

Aşk cinayetleri başlığı altında medyada sürekli haberler çıkıyor. Hem de son zamanlarda artarak…Örneğin, ayrıldığı sevgilisini başka bir gençle görmeye dayanamayan delikanlı, kızı sokak ortasında bıçaklayarak öldürebiliyor.  Bu tür cinayetleri işleyen kişiler, “Ama ben onu çok seviyordum” gibi cümleleri sık sık kuruyorlar İyi de, İnsan birini severken niye öldürür ?

Psikologların değerlendirmelerine göre, uyuşturucu kullanan insanlarla aşık olduğunu iddia eden kişilerin beyinleri tarafından salgılanan hormonlar birbirinin aynı. Uyuşturucu bağımlısı devamlı eroini düşünüyor, diğeri ise vazgeçemediği insanı. Bu tarz sevgide insanların aşık olunan kişi için kendini feda etme güdüsü var. Aşık, kendi değerini karşı tarafın ona verdiği değerle belirliyor. Sevgili ya da eş kişiyi terk ederse terk edilme korkusu ile beraber kişilik çöküyor. Öfke ortaya çıkıyor. O andan itibaren, karşısındakini birey olarak görmeyerek, malı gibi sahipleniyor. Denetimi altındaki karşı cinse sahip olamadığı için  saygınlığını yitirdiğini düşünen kişi öfkesini dizginleyemiyor ve  akıl devre dışı kalıyor. Benlik algısının altüst olduğunu düşünen kişi bu noktada cinayet işliyor.

Görüldüğü gibi bu tür olayların aslında “Aşk” ile uzaktan yakından ilgisi yok. Bu tarz olaylar, kişilik yapısı sağlıklı inşa olmamış bireylerin eseri. Ne yazık ki fatura aşka çıkarılmış.

Böyle olayların yaşanmaması için anne ve babalara çok iş düşüyor. Gençlere bağımsız birey olduklarını öğretmek, onların benlik değerlerinin farkına varmalarını sağlamak gerekiyor. Kişi kendini tanır ve değer verirse yaşamı boyunca sağlıklı ilişkiler kurar. Koşullar ne olursa olsun dimdik ayakta durur. Benlik değerinin olaylara, kişilere bağlı olarak değişmediğini bilir. Sevgi ve mutluluğu kendi içinde arar. Bu kavramları dış etkenlere bağlarsa mutsuzluk ve felaketlerle karşılaşır. Birey olarak  kendinin farkında olan insan başkalarına da saygı duyar ve sever. Her insanın doğuştan değerli olduğunun farkındadır. Ebeveynler  böyle bir bakış açısı ile gençleri bilinçlendirdikleri taktirde aşk adına yaşanan üzücü olayların üstesinden gelmek adına önemli adımlar atılmış olur.  

 

Aşkın Gücü her şeyi halleder mi?

Aşk kavramı üzerinden yapılan yanlışlardan bir diğeri de  “Aşkın, sevginin gücü her şeyi halleder” şeklindeki ütopik yargı… Özellikle genç kızlarımız bu yanlış önerme doğrultusunda karşı cinsin yanlış davranış kalıplarını hoş görme eğilimine giriyor. “Erkek arkadaşım bana yalan söylüyor”, “Erkek arkadaşım beni aşağılıyor” diyen,  kendine küfür edilmesine ses çıkarmayan ve erkek arkadaşı tarafından dövülüp şiddete uğrayan genç kızlarımızın sayısı az değil. Tüm bu yanlışlara “Nasıl olsa beni seviyor” diyerek  göz yumuyorlar. Hatta bazıları “Ben onu seviyorum,  onu aşkımla değiştirebilirim “ diyor. Oysa kimse kimseyi aşkla değiştiremez.

Genç kızlarımız şunu unutmamalı ki seven insan ve  kişilik yapısı sağlıklı gelişmiş birey asla böyle davranmaz. Öncelikle karşıdakinin kişilik haklarına saygı duyar. Gençlerimize bu gerçeği öğretmemizin zamanı geldi de geçiyor bile.

 

Sağlıklı ve huzurlu bir toplumda yaşamak için bir an önce gençlerimize gerçek aşkın ve sevginin ne olduğunu öğretmeli, onları benliklerine ve karşı cinse saygı duyan kişiler olarak yetiştirmeliyiz.  Aksi taktirde 21. yüzyılda aşktan geriye ne kaldıysa  o da uçup gidecek…