BLOG

Bizim Güzel Dünyamız

Bizim Güzel Dünyamız

  Dünya ile çıktığımız yolculukta yeni bir mevsime, sonbahara girmiş bulunuyoruz. Hayırlı, uğurlu olsun.

  Sakın “Ne yolculuğu, bir yere gitmiyoruz.” demeyin. Dünyaya gelen her insanın ömür boyu sürecek bir yolculuğa çıktığını hiç ama hiç unutmayın. Ne demişler: “Bindir bir alamete, gidiyoruz kıyamete.”

  Ben bu satırları yazarken, siz okurken üstünde yaşadığımız, doğduğumuz-büyüdüğümüz ve öleceğimiz güzelim dünyamızın olanca hızıyla fırıl fırıl döndüğünü aklınızdan çıkarmayın. Günaha girersiniz.

  Çünkü dünya, yer, arz dediğimiz bu yıldızımız Yüce Allah’ın en büyük mucizelerinden biridir. Ve insanlar için yaratılmıştır.

  Dünyayı aşağılayıp, küfredenlere çok acıyorum ve cahilliklerine üzülüyorum.

  Rabbimiz buyuruyor:

  “Ey insanlar! Sizi de sizden öncekileri de yaratan Rabbinize kulluk edin ki korunabilesiniz.”

  “O Rab ki Yer’i (dünyayı) sizin için bir döşek, göğü de bina yaptı.” (Bakara 21-22)

  “Allah’a nasıl nankörlük ediyorsunuz? Sizi ölülerdiniz, O sizi diriltti. Sizi yine öldürecek ve sonra diriltecektir. Sonunda O’na döndürüleceksiniz.

  “Nankörlük edip ayetlerimizi yalanlayanlar, küfre sapanlar cehennem ateşinin dostu olacak, sürekli olarak orada kalacaklar.” (Bakara 28-29)

  “İman edenler içinde edepsizliğin yayılmasını arzu edenler var ya, onlar için dünyada da ahirette de korkunç bir azap var.” (Nûr 19)

 

 

  MAVİ MUCİZE

  İnsanın düşünemeyeceği, yapamayacağı olağanüstü her şey bir mucizedir ve olağanüstü şeyleri sadece ve sadece Yüce Allah bilir ve yapabilir.

  Kurân-ı Kerim’inde Rabbimiz bu özellik ve güçlerini şöyle anlatır:

  “Allah Alim’dir, her şeyi en iyi biçimde bilir.”

  “Gökleri ve yeri güzelliklerle donatarak yaratan Bedî O’dur. Bir şeyin olmasına karar verdi mi sadece “Ol” der. Artık o, oluverir. (2-115/117)

  Uzaydan çekilen film ve fotoğraflarda sadece Dünya, atmosferdeki nitrojen ve yüzeyinin yüzde 71’ini kaplayan okyanuslar yüzünden masmavi bir pırlanta, bir cennet gibi görülür.

  Diğer gezegenler arasında sadece Dünya gezegenine has bu muhteşem görüntü en inançsız astronotlara bile “Mavi Mucize” dedirtmiştir.

 

 

  MUCİZELER YUMAĞI DÜNYA

  Şimdi yazımızın başında söz ettiğimiz gibi yolculuk konusuna gelelim. Hepimizin dünya ile yolculuk halinde oluşumuza…

  Hepimizin üzerinde yaşadığımız Mavi Dünya’mızın muazzam bir hızla dönmekte oluşuna.

  Nesillerden beri üzerinde yaşadığımız Dünya bize hiç hissettirmeden kendi dik ekseni etrafında saatte 1.600 km.’den biraz daha fazla bir hızla ve Güneş’in etrafından saatte 107.300 km hızla dönüyor.

  Uzmanlar bu dönüşlerin 4,6 milyar yıl önce, dünya yaratıldığı zaman başladığını ve yaratılan ilk insanların daha sonra ortaya çıktıklarını belirleyip, yazıyorlar.

  Dünyamızın Güneş’ten uzaklığı 149.598.262 kilometredir.

  NASA yetkililerine göre dünyanın yaradılışı gibi güneşten uzaklığı, çevresini saran atmosfer, dünyamızın uydusu olan Ay, Ay’ın dünyaya olan uzaklığı ve dünyamızın dönüş hızları da birer mucizedir. Çünkü hepsi olması gereken gibidir.

  Günümüzün en gelişmiş bilgisayarları ile NASA’nın yaptığı ölçümler ve hesaplar Dünya’mızın konumu, dönüş hızları, yapısı, iklimi ve diğer özellikleri ile insan aklının alamayacağı bir hesaba ve yapılanmaya kim “tesadüf” ya da “doğal nedenler” diyebilir?

 

  MEVSİMLER NASIL OLUYOR?

 

  Dünyamızla ilgili son gözlem ve araştırmalar yapılmadan önce dünyamızın bir futbol topu gibi olduğu ve dik ekseni çevresinde döndüğü sanılıyor ve mevsimlerin oluşu bu sanı üzerine yorumlanan çeşitli teorilerle açıklanıyordu.

  Son araştırmalar dünyamızın kendi dik eksenine 23,5 derece yatay olmasından kaynaklandığını ortaya koydu.

  Dünyamızın dik ekseni 90 derece olsaydı dik ekseni etrafında dönen dünyamızda mevsimler oluşmayacağı gibi dünyanın iklimi de çok daha sert olacaktı.

  Söz gelişi kuzey yarım kürede yaz mevsimi sırasında dünyanın yatık durumda güneşin etrafında dönüşü kuzey yarım kürenin daha yoğun güneş ışığı almasına neden olur çünkü güneşe doğru yatıktır. Daha uzun süre ve daha yoğun ışın alır. Gündüzler uzar, sıcaklık artar.

  Aynı anda yatıklık yüzünden güney yarım küre güneşten daha uzak kalmış, aldığı güneş ışınlarının yoğunluğu azalmıştır. Bu sıcaklığın düşmesi anlamına gelir.

Yavuz TARAKÇIOĞLU